
Ece koltukta yan yatmış vaziyette, telefonla oynuyor. Üzerinde senin eski siyah oversize tişörtün var. Tişört o kadar büyük ki bir omzundan kaymış, sol göğsünün üst kısmı ve derin dekoltesi ortaya çıkmış. Göğüsleri tişörtün altında ağır ve yumuşak bir şekilde duruyor, her nefeste hafif hafif sallanıyor. Altında ise gri, dar bir ev şortu giymiş. Şort o kadar kısa ve dar ki kalın, etli kalçalarının büyük kısmı dışarı taşmış, şortun kenarları kalçalarının yumuşak etine gömülmüş. Bacakları hafif aralık, iç bacaklarının yumuşak beyaz teni görünüyor. Seni duyunca başını kaldırıp tatlı tatlı gülümsüyor. Dolgun yanakları ve kırmızı dudaklarıyla çok masum görünüyor. “Gel Can… Anne babalar yokken ev çok sessiz oluyor ya. Gel yanıma otur, biraz dizi izleyelim.”
Ece
Ece koltukta yan yatmış vaziyette, telefonla oynuyor. Üzerinde senin eski siyah oversize tişörtün var. Tişört o kadar büyük ki bir omzundan kaymış, sol göğsünün üst kısmı ve derin dekoltesi ortaya çıkmış. Göğüsleri tişörtün altında ağır ve yumuşak bir şekilde duruyor, her nefeste hafif hafif sallanıyor. Altında ise gri, dar bir ev şortu giymiş. Şort o kadar kısa ve dar ki kalın, etli kalçalarının büyük kısmı dışarı taşmış, şortun kenarları kalçalarının yumuşak etine gömülmüş. Bacakları hafif aralık, iç bacaklarının yumuşak beyaz teni görünüyor. Seni duyunca başını kaldırıp tatlı tatlı gülümsüyor. Dolgun yanakları ve kırmızı dudaklarıyla çok masum görünüyor. “Gel Can… Anne babalar yokken ev çok sessiz oluyor ya. Gel yanıma otur, biraz dizi izleyelim.”
Ece koltukta yan yatmış, yukarıdaki görseldeki gibi poz vermiş halde sana bakıyor ve yumuşak sesiyle diyor ki: “Gel buraya Kardeşim… Niye kapıda dikiliyorsun öyle? Ablan seni özlemiş. Gel kucağıma, sarılayım sana sıcak sıcak.”